TMK 2 Kapsamında Grup Şirketlerinde İşçi Alacaklarından Müteselsil Sorumluluk ve Sınırları: Yargıtay HGK Kararı

TMK 2 Kapsamında Grup Şirketlerinde İşçi Alacaklarından Müteselsil Sorumluluk ve Sınırları: Yargıtay HGK Kararı

Grup şirketleri, holdingler veya şirket toplulukları bünyesinde yer alan tüzel kişiliklerin iş hukuku karşısındaki sorumluluk statüsü, uygulamada en çok duraksama yaşanan konulardan biridir. İşçinin hak kaybına uğramasını engellemek amacıyla geliştirilen “organik bağ”, “birlikte istihdam” ve “tüzel kişilik perdesinin aralanması” teorileri, işverenlerin iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınmasını engellemeyi hedefler. Ancak bu teorilerin sınırlarının doğru çizilmesi, ticaret hukukunun en temel direği olan “tüzel kişiliklerin bağımsızlığı” ilkesinin korunması açısından da kritik önem taşır.

Bu yazımızda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) 2017/3109 E. ve 2021/1075 K. sayılı ilamı ışğında, salt ortaklık yapısının benzemesi veya şirketlerin akraba olması durumunda tüm çalışma süresinden müteselsil sorumluluk doğup doğmayacağını inceleyeceğiz.

grup şirketlerinde işçi alacakları şeması

1. Davanın Özeti ve Uyuşmazlığın Kaynağı

Davacı işçi; bir akaryakıt şirketi bünyesinde kesintisiz olarak çalıştığını, ancak çalışmasının 3 yıllık bir dönemden sonra sadece 70 günlük bir kısım için ortakları aynı olan bir inşaat şirketi üzerinden SGK’ya bildirildiğini ileri sürmüştür. İş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia eden işçi; kıdem, ihbar tazminatı ve fazla çalışma gibi işçilik alacaklarının, aralarında organik bağ bulunan bu iki şirketten müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

  • Davalı Şirketler: Davacının akaryakıt şirketinde hiçbir çalışması olmadığını, inşaat şirketinde ise sadece eşinin sağlık giderlerinden yararlanabilmesi amacıyla “hatır sigortası” yapıldığını, davacının aslında bağımsız çalışan bir araç yıkamacısı olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.

2. Mahkemelerin ve Özel Dairenin “Organik Bağ” Saptaması

  • Yerel Mahkeme: Şirketlerin ortaklarının akraba olduğunu, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu kabul ederek davalıların işçilik alacaklarının tamamından birlikte sorumlu olmalarına karar vermiştir.
  • Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (Bozma Kararı): İşçinin açtığı hizmet tespiti davasında, inşaat şirketi yönünden davanın husumetten reddedildiğini ve kesinleştiğini belirtmiştir. İki şirketin farklı tüzel kişilikleri olduğunu vurgulayarak, işçinin fiilen çalışmadığı tüm dönemdeki alacaklardan inşaat şirketinin sorumlu tutulamayacağını ifade etmiş ve kararı bozmuştur. Yerel mahkemenin direnmesi üzerine dosya HGK önüne gelmiştir.

3. HGK’nın Değerlendirmesi: Salt Ortak Benzerliği Organik Bağ İçin Yeterli Değildir

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını inceleyerken şirketler hukukunun ve iş hukukunun temel ilkelerini net bir şekilde ayrıştırmıştır:

A) Holding ve Grup Şirketlerinde İşveren Statüsü

HGK; holding veya grup şirketlerine bağlı her şirketin, hukuki yapıları bakımından ayrı ayrı işveren niteliği taşıdığını anımsatmıştır. Dolayısıyla bu şirketlerde çalışan işçilerin işvereni grup veya holdingin kendisi değil, iş sözleşmesinin tarafı olan bağımsız tüzel kişiliktir.

B) Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması ve Organik Bağın Sınırı

Kurul; kaynağını Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesindeki dürüstlük kuralından alan “organik bağ” ve “tüzel kişilik perdesinin aralanması” teorilerinin ancak istisnai durumlarda uygulanabileceğini belirtmiştir.

Yargıtay HGK’nın Sorumluluk Sınırına İlişkin Esaslı Gerekçesi: “Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir… Şirketlerin faaliyet alanları arasında benzerlik bulunmadığı, işyeri adreslerinin aynı olmadığı, şirket müdürlerinin farklı olduğu, ortaklık yapısı bakımından üç ortaklı olan şirketlerin sadece iki ortağının aynı olduğu görülmüştür. Salt ortakların bir kısmının aynı olması şirketler arasında organik bağ bulunduğunu kabule yeterli değildir.”

C) Fiili Bildirimin Yapıldığı Dönemle Sınırlı Müteselsil Sorumluluk

HGK, iki şirket arasında tüm çalışma dönemini kapsayacak genel bir organik bağ bulunmadığına hükmetmiş olsa da adalet dengesini koruyan önemli bir ayrım yapmıştır: Davacı işçinin 70 günlük primi, fiilen çalışmadığı inşaat şirketi tarafından Kuruma bildirilmiştir. Bu bildirimin şirket yetkililerinin bilgisi dışında yapılması hayatın olağan akışına aykırıdır.

Bu nedenle HGK, inşaat şirketinin tüm çalışma süresinden değil; sadece kendi üzerinden SGK’ya prim bildirimi yapılan 70 günlük süreyle sınırlı olmak üzere diğer işveren şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğine karar vermiştir.

Sonuç ve Hukuki Değerlendirme

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, işçi alacakları davalarında sıklıkla genişletilerek uygulanan “organik bağ” kavramına fren niteliğindedir. Karar açıkça ortaya koymuştur ki; şirketlerin ortaklarının akraba olması veya bir kısım ortakların aynı olması, bir şirketin borcundan diğer kardeş şirketin bütünüyle sorumlu kılınmasına yetmez.

Müteselsil sorumluluğa gidilebilmesi için ya alacaklılardan mal kaçırma kastıyla muvazaalı işlemler yapıldığı somut verilerle ispatlanmalı ya da işçinin her iki şirkete aynı anda hizmet verdiği “birlikte istihdam” olgusu bulunmalıdır. Bunların bulunmadığı durumda, dışarıda kalan şirket ancak kendi üzerinden sigorta bildirimi yaptığı dönem kadar sorumluluk kervanına dahil edilebilir.

TMK’nın 2. maddesi genel bir ilke niteliğinde olup yeri geldiğinde davaların kaderi konusunda çok önemli bir yere sahiptir. Zaman zaman taraflar ayrıntılarda boğulsa da TMK’nın 2. maddesi tek başına davanın sonucu üzerinde etkili olabilir. Hukuksal konuları değerlendirirken yasal hükümlerin etki alanına dikkat etmek önemli bir konudur.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *