Tapu İptal Tescil Davalarında Hileye Gabin Eklenmesi ve Toplulaştırma Çıkmazı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararı

Tapu İptal Tescil Davalarında Hileye Gabin Eklenmesi ve Toplulaştırma Çıkmazı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararı

Giriş

Mirasbırakanın vefatının hemen ardından, mirasçıların yaşlılık, tecrübesizlik veya içinde bulundukları zor durumdan faydalanılarak adlarına kayıtlı taşınmaz paylarının elinden alınması, uygulamada sıkça karşılaşılan mal kaçırma yöntemlerinden biridir. Bu tür hukuki uyuşmazlıklarda davacılar genellikle “hile” (aldatma) ve “gabin” (aşırı yararlanma) hukuki nedenlerine dayanırlar. Ancak davanın başında tek bir nedene dayanılmışken, yargılama sırasında bu nedenlerin ıslah yoluyla genişletilmesi ve taşınmazların bu süreçte idari olarak toplulaştırmaya tabi tutulması, ispat ve infaz hukuku açısından ciddi teknik sorunlar doğurur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 24.02.2026 tarihli, 2024/4836 Esas ve 2026/1394 Karar sayılı güncel kararı; dilekçelerin hukuki nitelendirilmesinden gabindeki hak düşürücü sürelere, toplulaştırılan arazilerde doğru sicil oluşturma ilkesine kadar çok yönlü bir hukuk dersi niteliğindedir.

gabin davası hak düşürücü süre şeması

Davanın Özeti: Üvey Oğla Üçte Bir Fiyatına Devredilen Miras Payları

Konya Karatay’da meydana gelen olayda davacı kadın, eşinin ölümü üzerine kendisine intikal eden 8 parsel taşınmadaki miras paylarını, eşinin önceki evliliğinden olma üvey oğlu olan davalıya resmi senette 200.000,00 TL bedelle satış suretiyle devretmiştir. Devrin hemen ardından davacı, iradesinin hile ile sakatlandığını, paranın sadece 170.000,00 TL’sinin yatırıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açmıştır.

  • Islah Dilekçesi ve Gabin İddiası: Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuyla, devredilen payların gerçek değerinin 200.000,00 TL değil, 655.804,50 TL (yaklaşık üç katı) olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili, bir ıslah dilekçesi sunarak davacının yaşlı ve tecrübesiz olmasından sömürme iradesiyle yararlanıldığını belirterek davaya “gabin” (aşırı yararlanma) hukuki sebebini de eklemiştir.
  • Mahkemelerin Yaklaşımı: İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), davacının dilekçesini “tamamen ıslah” olarak kabul etmiş; tamamen ıslah edilen davanın ilk dava tarihinde açılmış sayılacağı kuralından hareketle gabin uyuşmazlığının da süresinde ileri sürüldüğünü belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay’ın Usuli Düzelmesi: “Tam Islah Değil, Kısmi Islah Vardır”

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, yerel mahkemelerin “tam ıslah” nitelendirmesini hatalı bulmuştur. Kararda ıslah türleri arasındaki fark şu şekilde netleştirilmiştir:

  • Davanın Tamamen Islahı: Dava dilekçesinden itibaren yapılan tüm usul işlemlerini hükümsüz kılar ve davacı eski talepleri tamamen terk edip davanın en başından yeni bir yol haritası (yeni bir dava sebebi veya talep sonucu) çizer. Tam ıslahta dava, ilk dava gününde açılmış sayılır.
  • Kısmen Islah: Mevcut talep sonucunun veya dava sebebinin değiştirilmeyip, yanına yeni bir unsurun eklenmesi/genişletilmesi durumudur.
  • Somut Olaydaki Durum: Davacı, ilk dilekçesindeki “hile” iddiasını ve “tapu iptal-tescil” talep sonucunu aynen korumuş, sadece yanına “gabin” vakıasını eklemiştir. Dolayısıyla bu bir kısmi ıslahtır ve gabin iddiası ilk dava tarihinde değil, ıslah dilekçesinin sunulduğu tarihte yargılamaya dahil olmuştur.

Gabinde 1 Yıllık Hak Düşürücü Süre Ne Zaman Başlar?

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 28. maddesine göre gabin (aşırı yararlanma) iddiasına dayanan taraf, hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve herhalde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren 5 yıl içinde kullanmalıdır.

Yargıtay, her ne kadar yerel mahkemenin “tam ıslah” nitelemesi yanlış olsa da, ulaşılan “süre aşımı yoktur” sonucunun doğru olduğunu belirtmiştir. Çünkü davacı üvey anne, edimler arasındaki açık ve fahiş oransızlığı ancak mahkeme dosyasında düzenlenen 09.03.2022 tarihli bilirkişi raporuyla kesin olarak öğrenmiştir. Bu öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde (23.06.2022 tarihinde) sunulan kısmi ıslah dilekçesi, yasanın aradığı hak düşürücü süre şartına tamamen uygundur.

Bu noktada Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun dava dilekçesinde yer almayan talep ve kısmi ıslah ilişkisine dair güncel kararını da unutmamak gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Dava açılırken taleplerin etraflıca düşünülüp dilekçeye hangi taleplerin konulacağına karar vermek bu içtihattan sonra artık daha da önemli bir hal almıştır.

İnfaz Çıkmazı: Toplulaştırma Gözetilmeden Karar Verilemez

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, davanın esastan kabul edilmesinde (gabin şartlarının oluşmasında) bir isabetsizlik görmemekle birlikte, mahkemenin kurduğu hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığını belirterek kararı kamu düzeni yönünden bozmuştur. Bozma gerekçeleri taşınmaz hukuku uygulayıcıları için büyük önem taşımaktadır:

A) Kapalı Kayıtlar Üzerinden Hüküm Kurulamaz

Dava konusu 8 parsel taşınmaz, yargılama aşamasında idari bir işlem olan “toplulaştırma” işlemine tabi tutulmuş ve eski parseller kapatılarak tamamen yeni parsel numaraları altında tescil edilmiştir. Mahkemenin, toplulaştırma evraklarını getirtmeden ve fen bilirkişisinden ek rapor almadan, artık hukuken mevcut olmayan “eski kapalı parsel numaraları” üzerinden iptal ve tescil kararı vermesi doğru sicil oluşturma ilkesine aykırıdır.

B) Elbirliği (İştirak) Mülkiyeti Gerçeği Sapıtılamaz

Dava konusu taşınmazlardaki paylar, murisin vefatıyla mirasçılar adına elbirliği (iştirak) halinde intikal etmiştir ve halen elbirliği mülkiyeti mülkiyet rejimine tabidir. Mahkemenin, taşınmazlar sanki paylı (müşterek) mülkiyete geçmiş gibi oran belirterek (örneğin pay hanesi yaratarak) tapu iptal ve tescil hükmü kurması sicil tekniği açısından usulsüzdür; kararın elbirliği halindeki pay devri gözetilerek infaza elverişli kurulması şarttır.

Sonuç

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin bu emsal kararı, gabin iddialarında fahiş oransızlığın “bilirkişi raporuyla öğrenilmesi halinde” 1 yıllık sürenin bu rapordan itibaren başlayacağını teyit ederek hak kayıplarını engellemiştir. Bununla birlikte, taşınmaz davalarında yargılama sürerken imar, ifraz veya toplulaştırma gibi idari değişiklikler yaşanmışsa, mahkemelerin güncel tapu kayıtlarını çıkarmadan kuracağı hükümlerin Yargıtay’dan döneceği bir kez daha sert bir şekilde hatırlatılmıştır.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *