Hukuk Yargılamasında Sınırlar Netleşti: Dava Dilekçesinde Yer Almayan Bir Talep Kısmen Islahla Davaya Dâhil Edilemez

Hukuk Yargılamasında Sınırlar Netleşti: Dava Dilekçesinde Yer Almayan Bir Talep Kısmen Islahla Davaya Dâhil Edilemez

Hukukça korunan subjektif bir hakkı ihlal edilen veya tehlikeye düşen bireylerin adli makamlardan hukuksal himaye talep etmesi, hukuk devletinin en temel unsurlarından biridir. Ancak bu hak arama özgürlüğü, yargılamanın makul sürede tamamlanması, tarafların eşitliği ve hukuki belirlilik ilkeleri gereği belirli usul kurallarına bağlanmıştır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 08.05.2026 tarihli emsal kararıyla, hukuk yargılamasında uzun süredir tartışılan ve daireler arasında görüş ayrılığına neden olan “dava dilekçesinde hiç yer almayan bir talebin sonradan kısmen ıslah yoluyla davaya eklenip eklenemeyeceği” sorunsalına son noktayı koymuştur.

1. Dava Dilekçesi ve “Talep Sonucu” Yargılamanın Sınırını Çizer

Hukuk yargılamasında uyuşmazlık, mahkeme önüne sunulan dava dilekçesiyle başlar. Davacı, hangi hususlarda hukuki korunma istediğini, iradesini tereddüte mahal bırakmayacak şekilde net bir biçimde ortaya koymakla yükümlüdür.

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 119/1-ğ maddesi uyarınca “talep sonucu” dava dilekçesinde açıkça gösterilmelidir.
  • Talep sonucunu içermeyen bir metin dava dilekçesi olarak nitelendirilemez.
  • Taleple bağlılık ilkesi gereğince, mahkemeler dava dilekçesinde yer almayan veya talep edilmeyen bir kalem hakkında kendiliğinden hüküm kuramaz.
  • Dava dilekçesinde hiç yer almayan bir talep, yargılamanın konusu haline gelmemiş demektir.

2. Kısmen Islah ve Tam Islah Arasındaki Keskin Çizgi

HMK’nın 176. maddesi, tarafların yapmış oldukları usul işlemlerini kısmen veya tamamen düzeltmelerine (ıslah etmelerine) imkan tanır. Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının istisnası olsa da bu hakkın kullanım türleri ve sınırları kararda titizlikle ayrılmıştır:

  • Tam Islah: Dava sebebi veya konusu tamamen değiştirilerek yeni bir dava dilekçesi verilir, yargılamanın en başına dönülür ve eski usul işlemleri geçersiz kalır. Davacı, yeni vakıalara dayanarak tamamen yeni bir talepte bulunmak istiyorsa tam ıslaha başvurmalıdır.
  • Kısmen Islah: Dava dilekçesinde mevcut olan bir talebin artırılması, genişletilmesi veya değiştirilmesi esasına dayanır. Kısmen ıslah yapıldığında davaya kaldığı yerden devam edilir, geçmiş usul işlemleri çöpe gitmez.

Islah Bir “Ek Dava” Açma Yolu Değildir

Yargıtay gerekçesinde; dava konusu edilmeyen bir şeyin kısmen ıslah yoluyla davaya dahil edilmesinin, teknik anlamda kısmen ıslahın amacına aykırı olduğunu belirtmiştir. Kısmen ıslah, dilekçedeki eksik veya hatalı hususların düzeltilmesi içindir. Başlangıçta hiç talep edilmeyen bir alacak kaleminin kısmen ıslahla eklenmesi, mevcut davada adeta gizli bir “ikinci dava” veya “ek dava” açılması sonucunu doğurur ki yasal düzenlemeler kısmen ıslahın bu şekilde suistimal edilmesine izin vermemektedir.

3. Ön İnceleme Aşaması ve “Yol Haritası” İşlevsiz Hale Getirilemez

HMK ile hukukumuza giren “ön inceleme” aşaması, yargılamanın sınırlarının belirlenmesinde kritik bir rol oynar. HMK’nın 140/3. maddesi uyarınca tahkikat aşaması, tarafların imzasıyla sabitlenen ön inceleme tutanağı esas alınarak yürütülür.

Ön inceleme tutanağı, davanın ve tahkikatın sınırlarını çizen bir “yol haritasıdır”. Dava dilekçesinde yer almayan bir talebin sonradan kısmen ıslahla eklenmesi, ön incelemede belirlenen uyuşmazlık çerçevesini ve tahkikatın sınırlarını sonradan genişletir. Bu durum, ön inceleme kurumunu tamamen işlevsiz hale getireceğinden HMK’nın temel sistematiğine ve yargılamanın öngörülebilirliğine açıkça aykırıdır.

4. Silahların Eşitliği ve Hukuki Güvenlik İlkelerinin İhlali

Dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslahla davaya dahil edilmesine izin verilmesi, Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesinde korunan adil yargılanma hakkını doğrudan zedeler:

  • Silahların Eşitliği İlkesi: Davalı taraf, savunma stratejisini ve hazırlıklarını dava dilekçesindeki mevcut talepler üzerinden şekillendirir. Karşı karşıya kaldığı “sürpriz talep” davalının savunma imkanlarını azaltarak onu davacı karşısında zayıf bir konuma düşürür ve silahların eşitliği ilkesine aykırılık teşkil eder.
  • Hukuki Güvenlik ve Belirlilik İlkesi: Kişiler bir davada hangi taleplerle karşılaşacaklarını ve yargılamanın sınırlarını önceden bilmek durumundadırlar. Bu sınırların kısmen ıslahla delinmesi, yargılamayı öngörülebilir olmaktan çıkarır ve belirsizliği artırır.
  • Makul Sürede Yargılanma Hakkı: Sonradan eklenen yeni talep kalemi, sunulan delillerin, dinlenen tanıkların ve bilirkişi incelemelerinin seyrini baştan aşağı değiştirebileceğinden yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olur.

Sonuç

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, hem HMK’nın dengeleyici sistemini korumak hem de tarafların haklarını eşit koşullarda teminat altına almak amacıyla tarihi bir karara imza atmıştır. 08.05.2026 tarihi itibarıyla, hukuk yargılamasında dava dilekçesinde hiç yer almayan bir talebin, kısmen ıslah yoluyla davaya dâhil edilmesi hukuken mümkün değildir. Bu tür ek taleplerin ancak tam ıslah yoluyla ya da ayrı bir ek dava açılması suretiyle yargılama konusu yapılması gerekmektedir.

Islah konusu hukuk yargılamasının en önemli konularından biridir. Zamanaşımı, yargılama masrafları, faiz gibi konularda davanın nasıl açılacağı; ıslahın etkisinin ne olacağı; ıslahın nasıl yapılması gerektiği teknik ve önemli bir konudur. Dava türüne göre dahi önemli farklılıklar olduğundan davanın nasıl açılacağına doğru karar vermek, hakların zayi olmaması açısından, bu içtihadı birleştirme kararı sonrası daha da kritik bir hal almıştır.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *