Esenboğa Havalimanı Kamulaştırmasız El Atma Vakası: AYM Kararı ve Canlandırılan 221 Sayılı Yasa Sorunu

Esenboğa Havalimanı Kamulaştırmasız El Atma Vakası: AYM Kararı ve Canlandırılan 221 Sayılı Yasa Sorunu

Esenboğa Havalimanı pist ve güvenlik sahası içinde kalan taşınmazlara 1946 yılında bedelsiz olarak el konulması, on yıllar sonra Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına konu olmuştur. Bu somut vaka üzerinden mülga 221 sayılı Kanun’un mülkiyet hakkını nasıl felç ettiği açıkça görülürken; yasa koyucunun AYM’nin iptal kararlarına rağmen aynı rejimi geri getirmeye çalışması hukuk devleti ilkesini derin bir belirlilik krizine sürüklemektedir.

Türkiye’de mülkiyet hakkı güvencesinin en çok yara aldığı alanların başında, geçmişte “kamu hizmeti” gerekçesiyle şahıs arazilerine hiçbir bedel ödenmeksizin fiilen el konulması gelmektedir. Bu hukuk dışı uygulamanın en net ve somut örneklerinden biri, Ankara Esenboğa Havalimanı’nın inşa sürecinde yaşanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin 2021/3930 Başvuru Nolu kararına konu olan bu vaka, bir yandan devletin asli projelerindeki mülkiyet ihlallerini gözler önüne sererken, diğer yandan mülga 221 sayılı Kanun’un tasfiyesine rağmen meclis gündemine taşınan yasa teklifinin anayasal olarak ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğunu tescillemektedir.

1. Somut Olay: Esenboğa Havalimanı İnşası ve 1946 Yılındaki El Atma

Uyuşmazlığın merkezinde; Ankara ili, Çubuk ilçesi, Esenboğa Mahallesi’nde bulunan ve tapu kaydı vatandaşlar (başvurucuların murisi) adına kayıtlı olan 11.762,00 m2 yüz ölçümlü bir taşınmaz yer almaktadır.

Fiili Süreç ve Hak Mahrumiyeti

  • Bedelsiz Elkoyma: 1946 yılında Hava Müsteşarlığı tarafından Esenboğa Havalimanı projesi başlatılmış ve söz konusu taşınmaza fiilen el konulmuştur. 1948 yılında ise havalimanı inşaatına resmen başlanmıştır.
  • Kayıtların İmha Edilmesi Savunması: İdare, kamulaştırma işlemlerine başlandığını ve bedel ödenecekler listesinde malikin adının geçtiğini iddia etmiştir. Ancak yapılan ödemelere ilişkin belgelerin imha edildiğini öne sürerek malike gerçek karşılığın ödendiğini ispatlayamamıştır. Taşınmaz bu nedenle tapuda malik adına kayıtlı kalmaya devam etmiştir.
  • Güvenlik Sahası Bahanesi: Derece mahkemelerinde yapılan keşiflerde, taşınmazın tam olarak pistin üzerinde kalmadığı, ancak havalimanının dış sınırları, uçuş güvenliği ve iniş-kalkış emniyeti gerekçesiyle boş bırakılan güvenlik sahasında yer aldığı tespit edilmiştir. Mahkemeler, pistin dışındaki bu güvenlik kuşağının da havalimanı ile bir bütün olduğunu ve malikin burayı kullanmasının imkansız hale geldiğini kabul etmiştir.

2. Yargının “221 Sayılı Kanun” Sığınağı ve AYM’nin İhlal Kararı

Esas hak ihlali, idarenin bu bedelsiz el atma fiilinin yerel mahkemeler, istinaf ve Yargıtay tarafından 5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Kanun uyarınca meşrulaştırılmasıyla başlamıştır.

Derece Mahkemelerinin Yaklaşımı

Yerel mahkemeler ve Yargıtay, taşınmaza 1956 yılından önce (somut olayda 1946-1948 arası) kamu hizmeti amacıyla el atıldığı gerekçesiyle, taşınmazın 221 sayılı Kanun uyarınca “kendiliğinden kamulaştırılmış sayıldığına” hükmetmiştir. Bunun doğal sonucu olarak da vatandaşın bedel talep etmek amacıyla açtığı davayı, kanunda öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle doğrudan reddetmişlerdir.

Anayasa Mahkemesinin Hukuki Teşhisi

AYM, öncelikle 221 sayılı Kanun’un norm denetimi yoluyla (E.2021/19, K.2022/46) zaten iptal edildiğini net bir şekilde hatırlatmıştır. Yüksek mahkeme, Esenboğa Havalimanı vakasını incelerken şu çarpıcı hukuki tespiti yapmıştır:

Gerçek Karşılık Ödenmeden “Kamulaştırılmış Sayılma” Kabul Edilemez

Taşınmazın gerçek karşılığının ödendiğine dair hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığı durumlarda, sırf el atma tarihi 1956 öncesine dayanıyor diye mülkün idare adına kamulaştırılmış sayılması ve vatandaşın dava hakkının düşürülmesi, Anayasa’nın 35. (Mülkiyet Hakkı) ve 46. (Kamulaştırma) maddelerindeki anayasal güvenceleri tamamen yok saymaktadır. Bu durum, müdahalenin kanunilik ilkesini doğrudan ihlal etmektedir.

AYM, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vererek, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere Çubuk Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiştir.

3. AYM İptaline Rağmen Getirilmek İstenen “Geçici Madde 20”

Esenboğa Havalimanı kararında da açıkça görüldüğü üzere, yargı mülkiyet hakkını koruyan net bir içtihat istikrarına kavuşmuşken; yasama organı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenmek istenen Geçici Madde 20 teklifi tam bir hukuki kriz doğurmaktadır.

İptal Edilen Rejim Pratikte Geri Dönüyor

Meclis gündemindeki yasa teklifi incelendiğinde, AYM’nin Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiği mülga 221 sayılı Kanun mantığının birebir kopyalandığı görülmektedir:

  1. Geriye Dönük Kamulaştırma İstisnası: Teklifte, “8/10/1956 tarihine kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın… fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar… tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır” denilmektedir. Bu, AYM’nin Deniz Genç kararında “kanunilik ilkesine aykırı” bulduğu formülün aynen yeniden kanunlaştırılmasıdır.
  2. Rayiç Bedel Sorunu: Vatandaşlara sadece “fiilen tahsis tarihindeki rayiç bedeli” talep etme hakkı tanınmaktadır. Esenboğa Havalimanı örneğinden yola çıkarsak; 1946 yılındaki el atma için vatandaşa bugünün güncel adil bedeli yerine, 1946 yılının ekonomik değerleri üzerinden hesaplanacak ve enflasyon karşısında “kuruş” hükmüne düşmüş bir bedel reva görülmektedir.
  3. Davaların Kapatılması: Maddede yer alan “12/1/1963 tarihinden sonra bu taşınmazlara bağlı olarak bedel dahil ileri sürülen talepler kabul edilmez” hükmü, AYM’nin ihlal kararı verip yerel mahkemelere “yeniden yargılama yapın” dediği tüm dosyaların reddedilmesi anlamına gelmektedir.

Sonuç: Hukuki Belirliliğin Sonu ve Güven Krizi

Esenboğa Havalimanı vakası, devletin geçmişteki bedelsiz el atmalarının mülkiyet hakkını nasıl kronik bir mağduriyete dönüştürdüğünün en somut delilidir. AYM, bu mağduriyeti gidermek adına 221 sayılı Kanun’u iptal edip mülkiyet hakkını iade ederken, yasama organının Geçici Madde 20 ile bu iptal kararının etrafından dolaşmaya çalışması mülkiyet güvencesini kökünden sarsmaktadır.

Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca AYM kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını kesin olarak bağlar. Yüksek mahkemenin “hak ihlalidir, gerçek karşılık ödenmelidir” dediği bir alanda, geçmiş rejimleri Geçici Madde 20 gibi düzenlemelerle yeniden getirmek, anayasa yargısı ve mülkiyet hakkını anlamsız kılmak anlamına gelmektedir.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *