İptal Edilen 221 sayılı Kanun ve Yeni Kanun Teklifi

İptal Edilen 221 sayılı Kanun ve Yeni Kanun Teklifi

Cumhuriyet tarihinin en köklü mülkiyet ihtilaflarından biri olan 1956 öncesi kamulaştırmasız el atmalar, meclis komisyonuna sunulan yeni bir kanun teklifiyle yeniden alevlendi. Anayasa Mahkemesi’nin 221 s. Yasa’yı iptal etmiş olmasına ve bu konuda mülkiyet hakkı lehine verdiği onlarca ihlal kararına rağmen, Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8. maddesinde yer alan düzenleme ile 2942 s. Kamulaştırma Kanunu’na eklenecek “Geçici Madde 20”, AYM’nin iptal kararını dikkate almaksızın pratikte 221 s. Yasa’yı aynı şekilde getirmeyi amaçlıyor. İptal edilen 221 sayılı Kanun pratikte yeniden geri dönerek mülkiyet hakkı uyuşmazlıklarında AYM iptali öncesi döneme geri dönülüyor.

Türkiye’de mülkiyet hukukunun en sancılı alanlarından biri, idarenin geçmişte kamu gücünü kullanarak vatandaşın taşınmazlarına hukuki bir prosedür işletmeksizin el koyması, yani kamulaştırmasız el atma fiilidir. Bu kronik sorunun miladı ise genellikle 8 Ekim 1956 (6830 sayılı Kanun’un yürürlüğe giriş tarihi) olarak kabul edilir.

Geçtiğimiz yıllarda Anayasa Mahkemesi (AYM) nezdinde verilen kararlarla vatandaş lehine çözüme kavuştuğu düşünülen bu mesele, Meclis komisyonunda kabul edilen yeni bir yasal düzenleme teklifiyle yeniden hukukun gündemine oturdu.

1. 221 Sayılı Kanun’un Tarihsel Arka Planı ve AYM Tarafından İptali

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde, özellikle altyapı ve imar faaliyetleri yürütülürken idareler, kamulaştırma kararı almaksızın ya da süreçleri tamamlamaksızın vatandaşın arazisine fiilen el koymuştur. İdareyi bu ağır mali yükten kurtarmak amacıyla 1961 yılında 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Kamulaştırmasız El Konulan Taşınmaz Mallar Hakkında Kanun yürürlüğe konmuştur.

221 sayılı Kanun, getirdiği mantık itibarıyla tam bir “mülkiyet aktarımı” mekanizmasıydı:

  • 9 Ekim 1956 tarihine kadar kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlar, fiili tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayıldı.
  • Taşınmaz sahiplerine hak aramak için çok dar süreler tanındı ve 12 Ocak 1963 tarihine kadar dava açmayanların hakları tamamen ortadan kaldırıldı.

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu düzenlemeyi ilerleyen süreçte mercek altına almış ve mülkiyet hakkının zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerle tamamen ortadan kaldırılamayacağı gerekçesiyle 2022 yılında 221 sayılı Yasa’yı iptal etmiştir. AYM, devletin hukuka aykırı fiilinden (haksız el atma) mülkiyet hakkı lehine bir hak çıkaramayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur.

İptal edilen 221 sayılı Kanun yeni yasa teklifi şeması

2. AYM Bireysel Başvurularında “1956 Öncesi El Atmalar” Devrimi

AYM, 221 s. Yasa’yı sadece iptal etmekle kalmamış olup 1956 öncesi el atmalara ilişkin önüne gelen bireysel başvuru dosyalarında da hak ihlali kararları vermiştir.

AYM bireysel başvuru kararlarında şu temel ilkeleri vazgeçilmez kıldı:

  1. Hukuksuzluk Zamanla Meşrulaşmaz: İdarenin 1956 öncesinde bir taşınmaza kamulaştırmasız el koymuş olması, geçen süre ne kadar uzun olursa olsun, mülkiyet hakkının ihlalini ortadan kaldırmaz.
  2. Güncel Değer Üzerinden Ödeme Zorunluluğu: Taşınmaz bedelinin idare tarafından ödenmemesi veya geçmişteki ihmal edilecek düzeyde düşük rayiçler üzerinden ödenmek istenmesi mülkiyet hakkının ihlalidir. Vatandaşa, taşınmazın güncel ve gerçek bedeli adil bir tazminat olarak ödenmelidir.

Bu kararlar sayesinde pek çok hak sahibi, onlarca yıl önce sulama kanalu, okul veya yol yapılmış arazileri için adil tazminat alma hakkına kavuştu.

3. Komisyondaki Yeni Tehlike: (Geçici Madde 20) Analizi

Meclis komisyonunda kabul edilen kanun teklifi metni incelendiğinde, iptal edilen 221 sayılı Yasa’nın ruhunun 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na “Geçici Madde 20” eklenerek yeniden canlandırılmak istendiği açıkça görülmektedir.

Yasa teklifinin Madde 8 hükmünü analiz ettiğimizde hak ihlali doğuran şu unsurlar karşımıza çıkmaktadır:

Fiili Tahsis Tarihindeki Rayiç Bedel Sorunu

Teklifin birinci ve ikinci fıkrasında; 8/10/1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazların idare adına kamulaştırılmış sayılacağı belirtildikten sonra, mülkiyet sahiplerinin “sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebileceği” hüküm altına alınmıştır. Bu durum, 1950’li yıllardaki nominal kuruş değerlerinin bugünün enflasyonist ortamında vatandaşa “tazminat” diye ödenmesi demektir ki, mülkiyet hakkının doğrudan sıfırlanması anlamına gelir.

12/1/1963 Sonrasına Tam Blokaj

Maddenin en önemli kısmı ise üçüncü fıkrada gizlidir: “Birinci fıkraya göre kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihinden sonra taşınmazlara bağlı olarak bedel dahil ileri sürülen talepler kabul edilmez. Bu hüküm, 12/1/1963 tarihinden sonra açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dahil görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.” Bu ibareyle, şu an mahkemelerde derdest olan tüm davaların kanun zoruyla reddedilmesi amaçlanmaktadır.

4. Yeni Teklifin Anayasal Hak İhlalleri ve Sonuç

Komisyondan geçen bu düzenleme, başta Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen Mülkiyet Hakkı olmak üzere, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesini ve hak arama hürriyetini açıkça çiğnemektedir.

  • Geriye Yürüme Yasağı İhlali: Derdest davaları kapsayacak şekilde geriye dönük hak mahrumiyeti getirilmesi hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır.
  • AYM Kararlarının Etkisiz Kılınması: AYM’nin mülkiyet hakkını koruyan içtihatları, kanun koyucu tarafından adeta bir “hukuki bypass” hamlesiyle delinmek istenmektedir.

Sonuç olarak; Eğer bu teklif Meclis Genel Kurulu’ndan geçerek aynen yasalaşırsa, 1956 öncesi kamulaştırmasız el atma mağdurlarının yerel mahkemelerdeki davaları reddedilecek ve mülkiyet sahipleri yeniden AYM’ye bireysel başvuru yapmaya zorlanacaktır. 221 sayılı Yasa’nın AYM iptaline rağmen yeniden canlandırılmasının yanı sıra AYM iptaline güvenerek dava açan kişilerin davalarının da bundan etkilenecek olması hukuki istikrar ve öngörülebilirlik açısından oldukça sorunlu bir durumdur. Tabi ki kamunun ihtiyaçları için bireylere ait taşınmazlara müdahale edilecek, altyapı tesisleri, kamu binaları yapılacaktır ki bu durum çoğunluğun yararı için zorunludur. Bunda hiç kimsenin bir itirazı yoktur. Ancak devlet-birey ilişkisinde mülkiyet hakkının birey aleyhine işlemesi hukuksal açıdan sorunludur. Umuyoruz ki bu kanun teklifi Genel Kurul aşamasında AYM iptalini dikkate alır ve vatandaş ile devlet arasındaki mülkiyet hakkı ilişkisinde dengeyi gözetir bir şekilde değişiklik yapılarak yasalaşır.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *