Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, yaşlılıkta bakım güvencesi sağlasa da, bu sözleşmelerin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla (muvazaalı) kullanılması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi‘nin 24.06.2025 tarihli ve 2025/3276 Karar sayılı son içtihadı, bakım sözleşmelerinin geçerliliği için “Matematiksel Bir Sınır” çizmiştir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde muvazaa konusu mirasçıların haklarını korumaları açısından oldukça önemli olduğu için Yargıtay’ın bu kararı önemli bir yere sahiptir.
Karara göre; mirasbırakanın mal varlığının büyük kısmını veya en değerli taşınmazını bakım borçlusuna devretmesi, “Makul Sınırın Aşılması” olarak değerlendirilmekte ve tapu iptal edilmektedir.
Dava Konusu Olay: İki Eş, İki Grup Çocuk ve “En Değerli” Ev
Olayda mirasbırakan baba, ilk eşinden olan çocuklarıyla arası bozuk olduğu için, ikinci eşinden olan oğluna en değerli arazisini “Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi” ile devretmiştir. Baba vefat ettikten sonra, ilk eşten olan çocuklar “Babamızın bakıma ihtiyacı olsa bile, en kıymetli malını vermesi mal kaçırma amaçlıdır” diyerek dava açmıştır.
- Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf): “Babanın bakıma ihtiyacı vardı, devir geçerlidir” diyerek davayı reddetmiştir.
- Yargıtay: İstinaf mahkemesinin kararını bozarak, “Bakım ihtiyacı olsa bile, devredilen mal ile kalan mal arasında orantısızlık varsa işlem geçersizdir” demiştir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Muvazaa: 3 Kritik Kriter
Yargıtay, bu devrin “bakım” değil “mal kaçırma” olduğuna şu 3 kriterle karar vermiştir:
1. Matematiksel Orantısızlık (Makul Sınır)
Mahkeme keşif yapmış ve şu tabloyu ortaya çıkarmıştır:
- Bakım Karşılığı Devredilen Malın Değeri: 1.047.539 TL (En Değerli Mülk)
- Geriye Kalan Tüm Malların Değeri: 412.096 TL
Yargıtay; “Mirasbırakan kendisine baktırmak için daha azını verebilecekken, en değerli taşınmazını devretmiştir. Bu durum makul sınırın aşıldığını gösterir” tespitini yapmıştır.
2. Seçme Özgürlüğünün Kötüye Kullanımı
Mirasbırakanın elinde değeri daha düşük veya hisseli başka taşınmazlar varken, özellikle en yüksek bedelli taşınmazı seçip devretmesi, amacın sadece bakım almak olmadığını, asıl amacın diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakmak olduğunu kanıtlar.
3. Aile İlişkileri (Husumet)
Tanık beyanlarına göre, babanın ilk eşinden olan çocuklarıyla arasının kötü olması ve onları evden kovmaya çalışması, “Mal Kaçırma Kastı”nı (Muvazaa) güçlendiren bir yan delil olarak kabul edilmiştir.
Sonuç ve Hukuki Durum
Bu karar şunu göstermektedir: Bir ebeveynin çocuğuna “Bana ölünceye kadar bak, bu evi sana vereyim” demesi, o işlemin hukuken garanti olduğu anlamına gelmez.
Eğer devredilen ev, babanın/annenin servetinin çok büyük bir kısmını oluşturuyorsa (örneğin %70’ini), geriye diğer kardeşlere kayda değer bir miras kalmıyorsa; mahkemeler bu sözleşmeyi “Bakım süsü verilmiş bağış” olarak kabul edip iptal etmektedir.
Bakıma muhtaç kişinin ihtiyaçları için kıymetli bir sözleşme olsa da “Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin mirasçılar tarafından iptali mümkün mü?“, “Ölünceye kadar bakma akdi mirasçılar tarafından bozulabilir mi?“, “Bakmak şartıyla verilen tapu bozulur mu?” gibi sorunlarla karşılaşmamak açısından dikkatli bir şekilde hazırlanması gerektiği unutulmamalıdır.

