Mülkiyet hakkının en sert müdahalelerinden biri olan kamulaştırmasız el atma davalarında, yargı süreci hukuki dinamiklere göre şekillenmeye devam ediyor. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 2025/14800 E. ve 2025/15510 K. sayılı güncel kararı, özellikle Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal kararlarının derdest davalar üzerindeki belirleyici rolünü bir kez daha ortaya koymuştur. 1956 öncesi el atma tazminatı konusunda önemli bir görüş değişikliği gerçekleşmiştir.

1. Davanın Konusu ve Yerel Mahkeme Süreci
Dava, idare tarafından usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın taşınmazına el atılan davacının, taşınmaz bedelinin tahsili talebiyle açılmıştır.
- İlk Derece Mahkemesi: Davacıyı haklı bularak tazminata hükmetmiştir.
- Yargıtay Süreci: Daire önce kararı bozmuş, ancak yerel mahkeme kararında direnmiştir.
2. Hukuk Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi’nin Müdahalesi
Dosya direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na (YHGK) taşınmışken, hukuk dünyasında önemli bir gelişme yaşanmıştır. AYM, kamulaştırmasız el atmalarda idare lehine süre veya usul avantajı sağlayan 221 sayılı Kanun hakkında iptal kararı vermiştir.
YHGK, temyiz incelemesi sürerken yürürlüğe giren bu iptal kararlarının oluşturduğu yeni hukuki durumu dikkate alarak, dosyanın yeniden incelenmesi için dosyayı 5. Hukuk Dairesine geri göndermiştir.
3. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin Nihai Değerlendirmesi
Daire, yaptığı son incelemede şu hususların altını çizmiştir:
- Mülkiyet Hakkının Korunması: Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları sonrası oluşan yeni hukuki durum, mülkiyet hakkının korunması noktasında davacı lehine bir zemin oluşturmuştur.
- Direnme Kararının Haklılığı: Yerel mahkemenin ilk kararında direnmesi, değişen hukuki konjonktür ve AYM’nin iptal gerekçeleriyle uyumlu hale gelmiştir.
Karar Sonucu: Yapılan ön inceleme ve dosya kapsamındaki belgelerin tetkiki neticesinde, davalı idarenin temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve yerel mahkemenin direnme kararının onanmasına karar verilmiştir.
4. Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
09.10.1956 tarihinden önce el atılan taşınmazlara ilişkin olan 221 sayılı Yasa uzun yıllardır tartışmalı bir konumdadır. 2022 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasına rağmen bu tartışmalar sona ermemiştir. Yargıtay’ın, bu yazının konusu olan kararı, pek çok açıdan önemlidir. Bu karar ile kadastro tutanağı 09.10.1956 tarihinden sonra oluşmuş taşınmaz bakımından el atmayı gerçekleştiren idarenin vatandaş lehine tazminat ödemesi gerektiğinin belirtilmesi ve bu kararın direnme kararı sonrası yani bir nevi Yargıtay’ın görüş değişikliği ile gerçekleşmesi dikkate değerdir.
Kamulaştırmasız el atma davaları kendine has teknik özellikler barındırmakta olup özellikle 1956 öncesi el atma tazminatı meselesi ayrı bir yer teşkil etmektedir.

