

Anayasa Mahkemesi’nin 24 Eylül 2024 tarihinde verdiği karar, Samsun 2. İdare Mahkemesi tarafından yapılan bir itiraz üzerine, 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un belirli bir maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla iptal talebini ele almaktadır. Özel güvenlik görevlilerinin çalışma izni ve güvenlik soruşturması süreçleri hakkında önemli bilgiler sunulmaktadır.
İtiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılığı, özellikle Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine dayandırılmaktadır. Anayasa’nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğini belirtirken, 48. madde ise herkesin çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, çalışma özgürlüğünün korunması ve bu özgürlüğe getirilen sınırlamaların ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği de ifade edilmektedir ,
Özel güvenlik görevlilerinin haiz olduğu yetkiler ile toplumun mal ve can güvenliğinin sağlanmasındaki fonksiyonları gözetildiğinde bunların anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarını işlememiş kişilerden olmasının beklenmesinin makul olduğu ifade edilmekle birlikte henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyetin bulunmadığı bir dönemde alınacak tedbirlerin, mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra alınacak tedbirler kadar ağır olmaması gerektiği, bu bağlamda hakkında mahkûmiyet hükmü bulunmayan, anılan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma açılan kişilerin güvenlik görevlisi kimlik kartının iptal edilmesinin oldukça ağır bir tedbir olduğu belirtilmiştir.
Sonuç olarak, kamu yararının sağlanması amacına daha hafif bir sınırlamayla ulaşılması mümkünken anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunan kişilerin özel güvenlik kimlik belgelerinin iptal edilmesini öngören kuralın çalışma hakkı ve özgürlüğüne ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır.