Miras hukukunda en sık rastlanan davalardan biri “Muris Muvazaası”dır. Genellikle kız çocukları; babalarının, mallarını ölmeden önce oğullarına veya gelinlerine tapuda satış gibi göstererek devrettiğini (mal kaçırdığını) iddia ederler. Mahkemeler çoğu zaman, para alışverişi ispatlanamazsa bu devirleri iptal eder. Gelinlere taşınmaz satışı ülkemizin sosyo-ekonomik yapısı itibariyle çoğu zaman diğer mirasçılardan mal kaçırma gibi algılansa da kesin bir hüküm vermeden önce olayın ayrıntılarına bakmak gerekir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi‘nin 05.11.2025 tarihli ve 2025/4912 Karar sayılı ilamı, bu konuda ezber bozan bir kriteri teyit etti: “Makul Oran ve Minnet Duygusu.”

Olayın Özeti: Baba, Gelinlere Taşınmaz Satışı Yaptı
Davada, vefat eden babanın (muris); sağlığında iki ayrı taşınmazını gelinlerine satış yoluyla devrettiği görülmüştür. Mirasçı kızları; “Babamızın paraya ihtiyacı yoktu, sırf bizden mal kaçırmak ve malları oğullarına bırakmak için gelinleri üzerine muvazaalı (danışıklı) satış yaptı” diyerek tapu iptal davası açmıştır.
Savunma: “Biz Ona Baktık, Hacca Gönderdik”
Davalı gelinler ise; kayınpederlerinin felç geçirdiğini, 8 yıl boyunca bakımını kendilerinin üstlendiğini, hastane ve hac masraflarını karşıladıklarını belirtmiştir. Murisin bu devirleri, kendisine bakan gelinlerine duyduğu minnet ve bazı ihtiyaçların (sosyal güvence, hac parası vb.) karşılanması amacıyla yaptığını savunmuşlardır.
Mahkeme ve Yargıtay Ne Karar Verdi?
Yerel Mahkeme ve Yargıtay, davacı kızların “Mal kaçırıldı” iddiasını reddetmiş ve şu 3 kritik gerekçeye dayanmıştır:
- Terekenin Bütününe Bakılmalı (Makul Oran): Muris, gelinlerine taşınmaz devretmiş olsa da geriye mirasçılarına 17 adet daha taşınmaz bırakmıştır.
- Yüzde Hesabı: Devredilen malların değeri, tüm servetin sadece %15’ine tekabül etmektedir. Servetinin %85’ini mirasçılarına bırakan birinin, %15’lik kısmını devretmesi “mal kaçırma kastı” olarak yorumlanamaz.
- Yaşamın Olağan Akışı: Murisin felçli olduğu dönemde bakımını üstlenen gelinlerine duyduğu minnet duygusu veya torununun sigortası gibi özel sebeplerle yaptığı devirlerde “muvazaa (hile)” yoktur.
Sonuç olarak:
Bu karar gösteriyor ki; bir mirasbırakanın sağlığında bazı mallarını belirli mirasçılara veya 3. kişilere (gelinlere) devretmesi, tek başına tapu iptali için yeterli değildir. Eğer;
- Devredilen mal, tüm servetin makul bir kısmını (örneğin azınlığını) oluşturuyorsa,
- Geriye hatırı sayılır miktarda miras kalıyorsa,
- Devrin arkasında bakım, minnet, borç ödeme gibi “gerçek bir yaşam amacı” varsa, bu işlemler muris muvazaası konusunda soru işaretleri olduğuna delalet edebilir.
Diğer mirasçılardan mal kaçırmak ülkemizde çok sık rastlanılan bir durum olsa da her somut olayda otomatik bir şekilde mal kaçırma, muris muvazaası var demek mümkün değildir.
- Muris, mirasçılar ve satış yapılan kişilerin arasındaki ilişkiler,
- Tarafların mal varlığı durumu,
- Terekedeki mal varlığı ve satılan taşınmazlar ile arasındaki oran
gibi kriterlerin gözetilmesi ve kapsamlı bir değerlendirme yapılması oldukça önemlidir.

